Her eğitim öğretim yılı sonunda ve başında,öğretmenlerin meslekî çalışmaları ile ilgili hazırlanan takvim, işleme konulur. Yani, derslerin kesiminden Temmuz ayının ilk iş günü ile Eylül ayının ilk iş gününden derslerin başlangıcına kadar olan süreler.
Planlama ve takvim böyle.Yani,öğretim yılı başında ve sonunda yaklaşık iki hafta,toplamda ise bir aylık süre, meslekî çalışmalara ayrılmıştır.
Amaç;öğretmenin yıl içinde yaşamış olduğu zorlukları,somut faydalar elde ettiği faaliyetleri,örnek projeleri,öğrencilerde gözlemlemiş oldukları olumlu-olumsuz değişiklikleri vb. paylaşmak,öneriler sunmak ve rapor etmektir.
İçeriğe ve maksada bakıldığında doğru bir uygulama olduğu muhakkaktır.Ancak,amacına ulaştığını söylemek mümkün değildir.Çünkü;
-Öğretmenler, eğitim öğretimi bitirmiş,artık, tatil moduna girmişlerdir.
-Teorik ile pratik arasındaki kopukluğu sınıflarında birebir yaşadıklarını düşündükleri için meslekî çalışmaları,”mecburiyeti ifa etme” olarak görmektedirler.
-Meslekî çalışma dönemlerini, en rahat çalışma karşılığı ek ders ücreti alınan dönem olarak görmektedirler.
-İlköğretim Genel Müdürlüğü tarafından, “ Meslekî Çalışmaların Planlanmasında Yer Alması Gereken Konu Başlıkları” adı altında okullarda yapılması istenilen öğretim yöntem ve teknikleri konularına da internet marifeti ile basit bir araştırma ve inceleme neticesinde ulaşıldığını;dolayısıyla bu uygulamanın da amacına ulaşmadığını düşünmektedirler.
-Bu dönemde,TRT ‘de yapılan programların takibinin de suistimale açık olduğunu düşünmektedirler.
-Özellikle,sene sonu yapılan meslekî çalışmaların uzun tatil döneminde unutulduğunu düşünmektedirler.
Tüm bu olumsuzluklar bir araya getirildiğinde; “meslekî çalışmalar yapılmasın mı, seminer programları uygulanmasın mı?” diye sorabilirsiniz. Elbette,yapılmalıdır. Ancak,kazanımlar ve geri dönüt,mutlaka hesaba katılmalıdır.
Yapılması gerekenler;
Uzun ve yorucu bir eğitim-öğretim sürecinden yeni çıkan ve artık sadece tatili düşünen öğretmenlerin,zihnî ve fizikî yorgunluğu da dikkate alınarak;tatillerini geçirecekleri adreslere yakın şehirlerde veya büyük ilçelerde bu tür seminer ve meslekî çalışmalar yapılmalıdır.
Böylece;
Birleştirilmiş sınıflı ilköğretim okullarının dışında görev yapan öğretmenlerin de köy hayatının dışına bir an önce çıkma isteği yerine getirilmiş olur.
Eğitim öğretim yılı içinde yapılan seminerlerin bu dönemlere kaydırılmasıyla derslerin boş geçmesi,konuların yetiştirilememesi vb. olumsuz durumlar da ortadan kalkmış olur.
Ayrıca, Hizmet İçi Eğitim Dairesi Başkanlığı’nın organize ettiği seminer faaliyetlerine,defalarca başvuruda bulunan ancak,sınırlı kontenjan nedeni ile katılamayan öğretmenler de bu isteklerine kavuşmuş olur. Böyle bir düzenleme, meslekî çalışma dönemlerinden bağımsız olarak,yarı yıl tatilinde de yapılabilir.
Şüphesiz,bu uygulamalar için,bütçe ve mekan sorununu çözmek gerekir.Bunun için de;
-Hizmet İçi Eğitim Enstitülerinin sayılarının artırılması,
-Öğretmen evlerinin bu amaca dönük yapılandırılması ve yatak kapasitesinin artırılması,
-Her yıl, okullara tanıtım ilanları gönderilen pansiyonlu okulların devreye sokulması,
-Turizm ve Otelcilik Meslek Liselerinin,Turizm Eğitim Merkezlerinin,Turizm ve Otelcilik Meslek Yüksekokullarının asıl faaliyetleri yanında bu amaç için de yapılandırılması gerekir.
Öğretmen sayısının fazlalığından dolayı adı geçen mekanların da yeterli olmayacağı akla gelebilir.O zaman da ,iki aşamalı bir program devreye sokulabilir.Aynı konuların işleneceği meslekî çalışmalar,iki dönem halinde,bölge bölge organize edilebilir.
Meslekî Çalışma ve Seminer konularının,öğretmenlerin yaşamış oldukları problemleri kapsayan ve bu problemlerin çözümünü hedefe oturtan konulardan seçilmesine özen gösterilmelidir.
Meslekî Çalışma ve Seminerleri sunacak eğitimcilerin veya akademisyenlerin ise,alanında kendini kanıtlamış,özgün projelere imza atmış olması ve eğitimcilerin karşı karşıya kalmış oldukları problemlerden haberdar olması da önemli bir husustur.
Kaynak olarak;
Bir öğretmenin,iki dönemde,yani dört haftalık süre içinde,alacağı 60 saatlik ek ders ücretinin miktarı veya bu miktara biraz takviye, yeterli olacaktır.
Böylece,
Milli Eğitim Bakanlığı, hem kendi personeline vereceği ek ders ücreti ile yine kendine bağlı kurum ve kuruluşların para ve dinamizm kazanmasını sağlamış olur hem de büyük bir prestij kazanmış olur.
Öğretmenler,bilgi ve birikimlerini,yaşamış oldukları zorlukları,uyguladıkları özgün yöntem ve teknikleri,öğrenme stillerini vb.paylaşmış olurlar.Hatta,şehirler arası eğitim ve kültür farklılıklarını da paylaşmış olurlar.
***
Bir çok kuruluşun personeline bu tür bir imkanları sunduğu düşünüldüğünde;eğitim öğretim gibi çok önemli bir görevi yerine getiren eğitimcilere, böyle bir organizasyon,ziyadesi ile yakışmaktadır.
Şinasi YILDIRIM
Kelimelerden NAKIŞLAR:
UNUTULMUŞ ŞEYLER
Kumun üzerinde
Bırakılmış bir su parçası,
Denizin bir unutkanlığıdır.
Uzak dağlarda,
Kaybolmuş bir bulut
Rüzgarın bir unutkanlığıdır.
Toprağa düşmüş
Gümüşlü bir kanat,
Geçen bir kuşun unutkanlığıdır.
Hülyaya dalmak
Ve ağlamak ihtiyacı
Gençlik günlerinin bir unutkanlığıdır.
Başo
Bilgelerden IŞIKLAR:
Hiç solmayacak bir ağaç tanıdım: Kitap...
(Herrick)